11
Haz

OTUZUNDAN SONRA

   Yazan: Serkan   Kategori Şiir

OTUZUNDAN
SONRA YAPAMADIĞIN TEK
ŞEY…

………………….

İnsan 30 yaşından sonra arkadaş
yapamıyor kendine. Koca yapıyor, karı yapıyor, çocuk
yapıyor, arkadaş yapamıyor. Yapsa da eskiler gibi
olmuyor.

Halbuki uykuya dalar gibi arkadaş olurduk okuldayken.
Arkadaş olmak için yaratılmış gibiydik. Bir hafta
içinde böbrek verecek hale gelirdik.

Neden olmuyor bu işler 30′undan sonra? Neden
olamıyor?

Oysa o ne güzel bir iştah, o ne güzel bir açlıktı..
Herkes herkese açtı. Seçer, bulur buluştururduk
“ruh ikizlerimizi.” Ne de çok ruhtaşımız
vardı. Hiç açıkta kaldığımı hatırlamıyorum.
Ruhumun güzel bir ikizi mutlaka olurdu yanı başımda.
Ölümüne sevdiğim, uğrunda her şeyi göze
alabileceğim, her şeyiyle güzel, her şeyiyle doğru, her
şeyiyle kabul ettiğim… Basbayağı bir aşkla bağlı
olduğum…

………………………

Şimdi ne zor. Herkes kapalı kutu.
Herkes kapanmış, kaplumbağa olmuş. Bir kahve içimi
zorlu randevulara bakıyor. Yatıya kalmak bir tabu. Evler
de gönüller de sımsıkı kapalı.

Gençliğin en çok bu yanını özlüyorum. Ne
güzelliğini, ne diriliğini, ne başıboşluğunu.

Aynı yazarı, aynı şairi seviyoruz diye
kuruluveren dostlukları özlüyorum.
Birbirimize yazdığımız o uzun, o
sapıklık derecesindeki ayrıntılı mektupları
özlüyorum.
Birbirimizi eleştirmeyişimizi özlüyorum.
Birbirimizin dedikodusunu yapmayışımızı özlüyorum.

Sevgili olarak kimseleri
yakıştırmayışımızı özlüyorum.
Arkadaşımı koruyacağım diye annemle
yaptığım şiddetli kavgaları özlüyorum.
Kavgayı değilse de kavganın altındaki
ruhu özlüyorum.
Dünyaya karşı arkadaşımın koruyucu
meleği olmayı özlüyorum. Veya öyle olduğumu
sanmayı…

Çocuğum olsaydı tek bir arkadaşında bile kusur
bulmayacaktım. Öyle söz vermiştim kendime.
Bırakacaktım arkadaşlık uykusunda mışıl mışıl
uyusunlar. Bırakacaktım eve istedikleri gibi girip
çıksınlar. Bırakacaktım istedikleri gibi buzdolabını
talan etsinler. Bırakacaktım istedikleri gibi sevsinler
birbirlerini. Tek bir laf etmeyecektim. Kimseyi evine
yollamayacaktım. Kızımın arkadaşı kızım, oğlumun
arkadaşı oğlum olacaktı.

30′undan sonra arkadaş yapılamıyor. Kötülükten
değil. Başka bir şey. Ama neden çözemiyorum

MUTLU TÖMBEKİCİ

2
Haz

Ardıç Kuşu ve Ardıç Ağacı

   Yazan: Sabah Yildizi   Kategori Şiir

Ardıç Kuşu ve Ardıç Ağacı

Ankara’da işim uzamıştı. İstanbul’a dönüş için aldığım biletimi değiştirmem gerekiyordu.Öğle arasında Sıhhiye’de ki otobüs yazıhanesine gidip biletimi erteletmek için acele ediyordum.Kalabalıkta koşarken, çarpıştık.O YAŞLI ADAMLA…..Sendeledi; elindeki büyük sepette bulunan TAHTA KAŞIK, MAŞALAR yola saçıldı…

Sanırım Belediye zabıtasından kaçıyordu.Heyecanlanmış, rengi solmuş, nefes nefese kalmıştı.Sakinleşmesi için koluna girip yol kenarındaki banka oturmasını sağladım.Savrulan kaşık ve maşaları toplayıp ben de yanına oturdum.Sepetten dağılanları yerine dizip, bir yandan da

“BIRAKMIYOR ŞU BELEDİYE ZABITALARI ÜÇ KURUŞ PARA KAZANALIM, EVE KATKIMIZ OLSUN” diyerek söyleniyordu.Tahta kaşıkları sepete koyarken, yardım etmek istedim.” DUR HELE, ŞİMŞİR VE ARDIÇ OLANLARI DİĞERLERİNE KARIŞTIRMA!” diyerek bana engel oldu. “HEPSİ TAHTA KAŞIK İŞTE, NE FARK EDER?”

“OLURMU BEYİM?  ŞİMŞİR VE VE ARDIÇ İLE IHLAMUR, GÜRGEN BİR OLUR MU?”   “Bilmem….Görsem ağaçlarını bile tanımam herhalde.Ne fark var aralarında?”

“ARDIÇ, ŞİMŞİR SERT AĞAÇTIR KOLAY BIRAKMAZ KENDİNİ, İŞLEYESİN.ZORDUR ARDIÇTAN KAŞIK ÇIKARMAK AMA EVLADİYELİKTİR, SENELERCE KULLANIRSIN. IHLAMUR, GÜRGEN İSE YUMUŞAKTIR, KOLAY İŞLERSİN AMA ÇABUK YUMUŞAR, DAYANMAZ.”

Sivas’ ın Hafik ilçesinde çiftçilik yaparken sağlık sorunları nedeniyle kızının yanına Ankara’ya yerleşmiş.Evin geçimine katkısı olsun diye, kaşık ve maşa yapıp işportada satıyormuş.Ardıç ağacının zor bulunduğundan yakındı.Elindeki maşayı eliyle okşayarak, “ARDIÇ KUŞU”  AĞACINI TERK ETTİ. BİR ARAYA GELMELERİ, ÇOK ZOR ARTIK.” dedi….

Anlamamış gözlerle bakmış olacağım ki, açıklama yapma ihtiyacı duydu:

“BEYİM, ARDIÇ KUŞUNU BİLMEZ ÇOĞUNUZ….ARDIÇ AĞACI, YABANİDİR.ÖYLE TOHUMUNDAN ÜRETEMEZSİN, ÇELİKLEMEYLE DE OLMAZ…..

AĞACIN ÜREMESİ; MEYVELERİNİN ARDIÇ KUŞU TARAFINDAN YENİLİP, PİSLİĞİ İLE ATILMASINA BAĞLI. AĞACIN  TOHUMU ANCAK O ZAMAN FİLİZLENEBİLİR HALE GELİR.”

“Yani bu kuş olmazsa ardıç ağacı üreyemiyor, öyle mi?”

“EVET, AYNEN ÖYLE. BUNLAR  BİR  BİRİNE  MAHKUM  SEVDALILARDI.”

“Peki, sonra ne oldu, kuşlar mı azaldı?”

“KUŞLAR AZALMADI, HATTA ÇOĞALDILAR BİLE. AMA ŞEHİRLER BÜYÜDÜKÇE ÇÖPLÜKLERİ DE BÜYÜDÜ. KUŞLAR ARDICIN MEYVELERİNİ YEMEKTENSE ÇÖPLÜKTEN BESLENMENİN DAHA KOLAY OLDUĞUNU KEŞFETTİLER.”

“ARDIÇ KUŞU AĞACINI UNUTTU, ŞİMDİ KENTLERİN KASABALARIN ÇÖPLÜKLERİNDE YAŞIYORLAR. ARDIÇ AĞAÇLARI İSE KAYBOLUYOR GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEN.”

“HERKES ARDIÇ KUŞU GİBİ; ZAHMET ÇEKMEKTENSE KOLAY GEÇİNMENİN, KOLAY YAŞAMANIN YOLUNU ARIYOR, ARDINA BAKMIYOR. BU YÜZDEN ŞEHİRLERİ SEÇİYORLAR. BİRAZ PARAN OLSUN, EMEK VERMEDEN YAŞAYIP, GEÇİP GİTMEK MÜMKÜN BU ŞEHİRDE.”

“Ne var bunda, şehirler hep böyle?”

Sustu bir süre, kafasını sağa sola sallayıp kendi kendine söylendi:

“SEVGİ  YOK  BEYİM,   ŞEHİRDE  SEVGİ  YOK!”

Bir süre daha konuşmadan oturduk, o bankta. Ardıç ağacından yapılmış bir çift kaşık satın almak istedim. Gazete kağıdına sarıp uzattı. Söylediği fiyattan fazla para vermek istedim, ederinden fazlasını almadı. İpini omuzuna atıp, sepeti kucakladı.Helalleştik….Ağır adımlarla yürüyerek şehrin kalabalığında gözden kayboldu.

Dr. Mehmet UHRİ

18
May

Fotoğraf

   Yazan: Sabah Yildizi   Kategori Şiir

Fotoğraf

 Fotoğraf çekiyorum hiç durmadan

Elimde emanetim

İçinde,  gönlümün siyah beyaz filmleri

Deklanşörün her klik sesi

Gönlüme hapsediyor, siyah beyaz bir kareyi

Unutmak istemediğim her şeyi

Kışın soğuğu, yazın güneşi, gönlümün ayazı

O anda kalıyor her gizli satır

Anların anlatmak istedikleri

Siyah beyazın sıcaklığında

Mutluluğuyla, huzuruyla

Ama geçmişte kalmışlığıyla, o anda kalıyor

Sevgilinin gülen yüzü, sarılan sıcak kolları

Hayata inat geçmeyip

Sözlerle sazlarla yalan olmayıp

O anda kalıyor.

 

Fotoğraf çekiyorum durmadan

Sileceğimi bile bile

Yırtılıp atılacak ama gönlümden silinmeyecek olsada

Yırtıp atabiliyorum

Silip gidebiliyorum gönlümün ayazına

Hayata inat, dondurup saklıyorum anları ama

Huzuruyla, neşesiyle, umuduyla

Gönlümün sıcak siyah beyazına

Sevdiğimi saklıyorum çokça

Kıymetlimi

Üzerine bulaşmış hayattan temizleyip

Her klik sesiyle deklanşörün

Bir parçısını katıyorum yap boza

Uzağa çekilip bakıyorum sonra

Gönlümün ayazında kalıp yıpranan fotoğrafa

O sen misin?

 

Çok film kalmadı siyah beyaz

Makinemde derman, gönlümde ayaz

Emanet ne de olsa bu makine

Gidecek bir gün bu beden gibi yurduna

Son siyah beyaz filmler bitecek

Gönlüm dolacak sonunda

Ve bakacağım uzaktan son kez

O sen misin?

Siyah beyaz gönlümde kalmış son fotoğrafta

Burhan Özkalgay

14
May

Bir Öğrencinin Bana Öğrettikleri

   Yazan: Sabah Yildizi   Kategori Kategorilenmemiş

Bir Öğrencinin Bana Öğrettikleri 

Kaliforniya’da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı.Bu genç bayanın şu özelliklerinin farkına varmıştım:Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayrı ihtiyari ona gidiyordu.İkinci olarak çok iyi bir öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu. Devamını oku »

Geçmişi Rafa Kaldırmayın, Çerçeveletip Duvara Asın”

 

Geçmişe yönelik anılar zihinde canlandığında, istem dışı olarak canlanan anının iyi ya da kötü olmasına bağlı olarak; bir gülümseme belirir yüzümüzde, bir de hüzün. Kötü anılar zihinde canlandığında en sık dile getirilen cümlelerden biri; “şimdi ki aklım olsaydı” cümlesidir. İçinde, keşke, özlem, öfke ya da yapılan hatalardan duyulan pişmanlık yer alır bu cümlenin. Bana göre ise “şimdi ki aklım olsaydı” cümlesi hiç birşey ifade etmiyor. Şimdi ki akılla, 20 Yıl öncesinde yaşamış olmayı istemek, sadece o yıllara hakaret olur gibi geliyor bana. Devamını oku »

7
May

İnsanlıktan İstifa Etmek!

   Yazan: Sabah Yildizi   Kategori Kategorilenmemiş

İnsanlıktan İstifa Etmek!

 

Her şeyden ve herkesten vazgeçmek istersin bazen… Senin için yazılmış bütün rollerden,

sana sormadan üzerine yıkılmış bütün sorumluluklardan istifa edesin gelir. Kurduğun tüm hayallerden, umutlardan, gelecekten de istifa etmek, hiç varolmamış olmak istersin. Bazen ağır gelir susmak, susturulmak, konuşmak, yazmak, yazılanları okumak, duymak….

İnsanlığından istifa edesin gelir! Devamını oku »

7
May

Çekmecede Saklı Dilekler

   Yazan: Sabah Yildizi   Kategori Kategorilenmemiş

Çekmecede Saklı Dilekler

Gece karanlık çöküp, yıldızlar gökyüzünde parlamaya başladığında;

çekmeceye sakladığımız dileklerimiz birer birer dışarıya çıkarlar.Her birini yeniden salıveririz gökyüzüne.

Ne zaman bir yıldız kaysa, yeni bir dua takılır dilimize, yeni bir umut, ama yine içinde mutluluk hayali olan bir dilek. Devamını oku »

6
May

Çocuk Gözüyle Fakirlik

   Yazan: Sabah Yildizi   Kategori Kategorilenmemiş

Çocuk Gözüyle Fakirlik

 

Günlerden bir gün zengin bir baba oğlunu köye götürdü.

Bu yolculuğun tek amacı vardı;

İnsanların ne kadar fakir olabileceğini oğluna göstermek.

Çok fakir bir ailenin evinde iki gün geçirdiler. Devamını oku »

6
May

Papatya Falı

   Yazan: Sabah Yildizi   Kategori Kategorilenmemiş

Papatya Falı

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.

 

Ne bulursa yemiş.Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,

kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başmamış.

Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,

rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış. Devamını oku »

28
Nis

Tek Başına

   Yazan: Sabah Yildizi   Kategori Şiir

Tek Başına

 

İzmir’in arka sokaklarından biriydi

Tek başıma..

**

Tek başınalığın tadını çıkarıyordum,

Eylülün ilk günlerinde..

Onu görene kadar.

Hiç bu kadar vurulmamıştı

Tek başınalığım yüzüme Devamını oku »